|
sen de gittin;
yüreğime dağları yıkarak
hayallerimi
bir bahar akşamında bırakarak gittin...
hep sonbaharda kaldı adımlarım
hep yaprak dökümünü yaşadı sevdalarım
sen de gittin vefasız
sen de gittin...
sen de gittin;
ağaran saçlarıma kar yağdırarak
titreyen ellerime
yorulan dizlerime prangalar vurarak gittin...
dakikalar yeterliydi mutluluğum için
yılları istemedim senden
oysa sen;
saniyeleri çok gördün benim için
saliselerde bıraktın hayallerimi
sen de gittin vefasız
sen de gittin...
sen de gittin;
düşlerimde kurduğum
sevda yüklü
mutluluk dolu
papatya bahçelerini kurutarak gittin...
bu şehrin yağmurlu yollarında
karanlık kaldırımlarında yalnız bıraktın beni
acılara sürdün yollarımı
sen de gittin vefasız
sen de gittin...
sen de gittin;
bu yorgun yürek
bu yaşlı beden
nasıl ayakta duracak şimdi?
nasıl direnecek şu nisan yağmurlarına?
nasıl karşı koyacak sonbahar rüzgarlarına?
okyanus derinliklerine bırakarak beni
sen de gittin vefasız
sen de gittin...
sen de gittin;
bu son direnişti
bu son çırpınıştı
artık direnmek yok
artık çırpınmak yok
yok... yok anladım
artık baharda ışkın salmak yok
artık uyumadan rüya görmek yok
artık yaşamanın bir anlamı yok
sen de gittin vefasız
sen de gittin...
05 Nisan 2002 Osmaniye
|